Öğrenci koçluğuna eleştirel bir bakış
Koçluk bazı öğrencilerde gerçekten işe yarıyor. Ancak etrafında oluşan beklenti çoğu zaman hizmetin sunabileceğinin ötesine geçiyor.
Tuna Yalçınkaya 3 dk okuma
Son yıllarda öğrenci koçluğu, ders takviyesi ile rehberlik arasında bir yerde duran yaygın bir hizmet hâline geldi. Program hazırlanıyor, hedefler belirleniyor, düzenli görüşmelerle takip yapılıyor. Bazı öğrenciler için gerçekten işe yarıyor. Yine de kavramın etrafında oluşan beklenti, çoğu zaman hizmetin sunabileceğinin epey ötesine geçiyor. Bu beklentiyi yerli yerine oturtmak, hem parayı hem zamanı doğru kullanmanın koşulu.
Koçluk neyi yapabilir
Koçluğun en somut katkısı yapı kurmaktır. Dağınık çalışan, nereden başlayacağını bilemeyen ya da planını sürekli bozan bir öğrenci için dışarıdan gelen düzenli bir takip gerçekten etkilidir. Haftada bir kez hesap verilecek birinin olması, ertelemenin önündeki en pratik engellerden biridir. Ayrıca deneme sonuçlarını yorumlamak, hangi konuya öncelik verileceğine karar vermek ve tercih sürecinde seçenekleri açıklamak, deneyimli birinin sağlayabileceği gerçek faydalardır.
İkinci katkı duygusal düzenlemedir. Uzun sınav dönemlerinde motivasyonun dalgalanması olağandır ve bu dalgalanmayı normalleştiren, panik anında tempoyu ayarlayan bir muhatabın bulunması işe yarar. Bunlar küçümsenecek katkılar değildir.
Koçluk neyi yapamaz
Buna karşılık koçluk konuyu öğrenmez. Ders anlatımı yerine geçmez, eksik temeli kapatmaz ve çalışmanın kendisini üstlenmez. En iyi program bile uygulanmadığında bir kâğıt parçasıdır. Bazı ailelerde koçluk, sorumluluğun devredildiği bir adres hâline gelir; öğrenci ilerlemediğinde suç koça, koç değiştiğinde de yeni koça yüklenir. Bu döngü, asıl meseleyi, yani öğrencinin kendi düzenini kurma becerisini hiç ele almadan aylar harcatır.
İkinci sınır bağımlılıktır. Sürekli dışarıdan yönlendirilen öğrenci, kendi kararını verme pratiğini geliştiremez. Oysa üniversitede ya da iş hayatında kimse haftalık program hazırlamayacaktır. İyi bir koçluk ilişkisi, zamanla kendini gereksiz kılmayı hedefler; öğrenciyi kendi planını yapabilir hâle getirir. Süresi belirsiz biçimde uzayan bir ilişki bu ölçüte göre başarısızdır.
Mesleki belirsizlik
Alanın en tartışmalı yanı, tanımının gevşek olmasıdır. Kimin koç olabileceğine dair yerleşik bir ölçüt yoktur; eğitim geçmişi, deneyimi ve yaklaşımı birbirinden çok farklı kişiler aynı unvanı kullanabilir. Bu nedenle seçim yaparken unvana değil somut sorulara bakmak gerekir. Görüşmeler ne sıklıkta ve ne kadar sürüyor, ilerleme nasıl ölçülüyor, sonuçlar hangi kayıtla takip ediliyor, aileyle iletişim nasıl kuruluyor? Net yanıt veremeyen bir hizmetten net bir katkı beklemek zordur.
Vaatlerin diline dikkat etmek de gerekir. Belirli bir sıralamayı garanti eden, kısa sürede büyük sıçrama sözü veren ya da her öğrenciye aynı "sistemi" uygulayan yaklaşımlar temkinle karşılanmalıdır. Öğrenme, kişiye ve başlangıç noktasına bağlıdır.
Karar vermeden önce
Koçluk düşünülmeden önce basit bir soru sorulabilir: sorun bilgi eksikliği mi, düzen eksikliği mi, yoksa isteksizlik mi? Bilgi eksikliği varsa çözüm ders desteğidir. Düzen eksikliği varsa koçluk mantıklı bir seçenektir, ama okuldaki rehberlik servisi ya da düzenli bir aile takibi de aynı işi görebilir. İsteksizliğin altında başka bir mesele varsa, program hazırlamak o meseleyi çözmez ve yalnızca erteler.
Öğrencinin rızası
Sık atlanan bir ayrıntı, kararın kime ait olduğudur. Koçluk çoğunlukla aile tarafından başlatılır ve öğrenci sürece isteksiz girer. Böyle bir başlangıçta görüşmeler bir denetim toplantısına dönüşür; öğrenci ne yaptığını değil, ne yaptığının duyulmasını istediğini anlatır. Elde edilen bilgi gerçeği yansıtmadığı için hazırlanan program da isabetsiz olur.
Bu nedenle ilk görüşmeden önce öğrenciyle açık bir konuşma yapmak gerekir. Neyin zorlandığını kendi ağzından söylemesi, desteğin biçimini de belirler. Öğrenci sürecin muhatabı değil nesnesi hâline geldiğinde, en iyi koç bile sınırlı bir katkı sağlayabilir. Destek, yerine geçtiğinde değil yanında durduğunda işe yarar.
Öğrenci koçluğu, doğru tanımlandığında yararlı bir destektir; sihirli bir çözüm olarak sunulduğunda ise hem beklentiyi hem bütçeyi zorlar. Ölçü basittir: bu destek öğrenciyi zamanla daha bağımsız hâle getiriyorsa işini yapıyordur. Birkaç ay sonra öğrenci kendi haftalık planını kendisi kurabiliyor, kendi hatalarını kendisi ayıklayabiliyorsa yatırım karşılığını vermiş demektir. Aksine her karar hâlâ dışarıdan bekleniyorsa, süreyi uzatmak yerine yaklaşımı gözden geçirmek gerekir.