İçeriğe geç
Erzurum Cephe

Cephelerde estetik, bakım ve dayanıklılık

Psikoloji

Karar Sonrası Pişmanlık ve Onunla Baş Etmenin Yolları

Seçmediğimiz yol zihnimizde neden hep daha pürüzsüz görünür? Pişmanlığın işleyişi ve onu yıpratıcı olmaktan çıkaran pratik adımlar.

Berkay Kocaman 4 dk okuma

Bir karar verildikten sonra ortaya çıkan huzursuzluk, hayatın her alanında karşımıza çıkar. İş değiştirmek, ev tutmak, bir ilişkiyi bitirmek, hatta iki telefon arasında seçim yapmak bile arkasında aynı soruyu bırakabilir: acaba diğerini seçseydim? Karar sonrası pişmanlık, kararın kötü olduğunu değil, zihnin seçilmeyen yolu değerlendirmeye devam ettiğini gösterir. Bu duygunun nasıl işlediğini bilmek, onunla baş etmeyi belirgin biçimde kolaylaştırır.

Pişmanlık neden ortaya çıkar?

Karar anında elinizde sınırlı bilgi vardır. Karardan sonra ise zaman geçer, yeni bilgiler gelir ve seçmediğiniz yol zihninizde giderek daha pürüzsüz bir hâl alır. Seçtiğiniz yolun bütün zorluklarını yaşarsınız; seçmediğiniz yolun zorluklarını ise yaşamadığınız için hayal bile edemezsiniz. Böylece karşılaştırma en baştan adaletsiz kurulur. Gerçek bir yol ile hayali ve kusursuzlaştırılmış bir yol arasında yapılan bu kıyas, pişmanlığın temel yakıtıdır.

İkinci kaynak, sorumluluk duygusudur. Zorunlu kalarak yapılan bir seçim, kendi isteğinizle yaptığınız bir seçim kadar pişmanlık yaratmaz. Karar ne kadar sizindiyse, sonucun yükü de o kadar sizin üzerinizdedir. Bu yüzden ironik biçimde en özgür kararlar en çok pişmanlık üreten kararlar olabilir. Seçenek sayısının artması da aynı etkiyi güçlendirir; on seçenek arasından seçmek, iki seçenek arasından seçmeye göre çok daha fazla "ya öteki?" sorusu doğurur.

Sonucu kararla karıştırmamak

En sık yapılan hata, kararın kalitesini sonucuna bakarak ölçmektir. Oysa iyi bir karar, o an elde olan bilgiyle verilebilecek en makul karardır; sonucun nasıl gelişeceğini kimse garanti edemez. Kötü sonuçlanan iyi kararlar da vardır, iyi sonuçlanan aceleci kararlar da. Kendinizi değerlendirirken sorulacak doğru soru "sonuç iyi mi oldu" değil, "o an bildiklerimle makul davrandım mı" olmalıdır.

Bu ayrımı yapmak, suçlamayı geri çekmez ama yerini değiştirir. Kendinizi kararın sonucundan değil, karar sürecinden sorumlu tutarsınız. Süreç iyileştirilebilir bir şeydir: daha çok bilgi toplamak, acele etmemek, danışmak mümkündür. Sonuç ise büyük ölçüde kontrol dışıdır. Enerjiyi kontrol edilebilir olana yöneltmek, pişmanlığın kısır döngüsünü kırar.

Zihnin kurduğu hayali senaryolar

"Keşke" cümleleri kurmak zihnin doğal bir işidir; olayları yeniden oynatarak ders çıkarmaya çalışır. Sorun, bu oynatmanın tek yönlü olmasıdır. Genellikle yalnızca daha iyi giden bir alternatifi hayal ederiz, daha kötü gidebilecek olanı hiç kurmayız. Oysa seçmediğiniz yolda da aksaklıklar, beklenmedik masraflar ve hayal kırıklıkları olabilirdi. Senaryoyu bilinçli olarak iki yönlü kurmak, dengeyi bir miktar yerine oturtur.

Pratik bir yöntem, kâğıda seçmediğiniz seçeneğin gerçekçi kötü senaryosunu yazmaktır. Üç maddelik bir liste bile yeterlidir. Bu, kendinizi kandırmak değil, zihnin baştan eksik bıraktığı tarafı tamamlamaktır. Çoğu insan bu listeyi yazdığında pişmanlığın şiddetinin gözle görülür biçimde azaldığını fark eder.

Pişmanlığın işe yarayan yüzü

Pişmanlık tamamen zararlı bir duygu değildir. Bir uyarı işlevi görür: bir sonraki seferde daha dikkatli davranmayı, aceleci karar vermemeyi, önemli bilgileri atlamamayı öğretir. Duyguyu tamamen bastırmak yerine ondan bir ders çıkarıp orada bırakmak en verimli yoldur. Ders çıkarıldıktan sonra tekrar tekrar aynı sahneyi düşünmek artık öğretici değildir; yalnızca yıpratır.

Ayırt edici soru şudur: bu düşünce bana yeni bir şey söylüyor mu? Cevap "hayır" ise düşünce artık analiz değil, tekrardır. Tekrar hâline gelmiş düşünceleri kesmek için zaman sınırı koymak işe yarar; örneğin konuyu günde on beş dakika düşünmeye izin vermek ve o süre bitince bilinçli olarak başka bir işe geçmek.

Kararı geri alınabilir kılmak

Kararların bir kısmı geri alınabilir, bir kısmı değildir. Bu ayrımı önceden yapmak hem karar anını hem de sonrasını kolaylaştırır. Geri alınabilir kararlarda uzun uzun düşünmek gereksizdir; deneyip görmek daha hızlı sonuç verir. Geri alınamayan kararlarda ise ek zaman ayırmak, danışmak ve bekleme süresi koymak mantıklıdır. Bu ayrımı yapmadan her karara aynı ağırlığı vermek, hem yorucudur hem de pişmanlık ihtimalini artırır.

Verilmiş bir karardan sonra da bazen düzeltme payı kalır. Pişmanlığı sadece bir duygu olarak taşımak yerine "şu an ne değiştirebilirim" sorusunu sormak, çoğu durumda küçük ama gerçek bir hamle ortaya çıkarır. Yeni işte istemediğiniz bir yön varsa konuşulabilir, taşındığınız evde rahatsız eden bir ayrıntı düzenlenebilir. Bütün kararı geri almak gerekmeyebilir.

Günlük hayatta uygulanabilir adımlar

Karar verirken ölçütlerinizi önceden yazmak, sonradan bakabileceğiniz bir kayıt bırakır. Aylar sonra "ben bunu neden seçmiştim" diye sorduğunuzda, o günkü gerekçeleri kendi el yazınızla görmek pişmanlığı belirgin biçimde yumuşatır. Ayrıca kararı verirken "yeterince iyi" olanı seçmeyi hedeflemek, en iyisini arayan yaklaşıma göre çok daha az pişmanlık üretir.

Son olarak, zamanın etkisini hatırlamak gerekir. Karar sonrası huzursuzluk çoğunlukla ilk haftalarda en yüksektir ve alışma süreciyle birlikte azalır. Duygu tazeyken kalıcı sonuçlar çıkarmamak, "yanlış karar verdim" cümlesini erken kurmamak iyi bir alışkanlıktır. Kendine biraz zaman tanımak, çoğu durumda en etkili ve en az uğraş isteyen çözümdür.